SENİ BEKLEYEN KOCAN
(Gönderen-S.GENÇAY )   

ADAMIN BİRİ YENİ ULAŞTIĞI OTELE KAYDINI YAPTIRIR.ODASINA GİRDİĞİNDE MASADA BİR BİLGİSAYAR GÖRÜR VE KARISINA E-MAİL ATMAYA KARAR VERİR.FAKAT YAZDIĞI MESAJI FARKINDA OLMADAN YANLIŞ BİR ADRESE GÖNDERİR.TAM BU SIRADA FARKLI BİR ŞEHİRDE KADININ BİRİ KOCASININ CENAZE TÖRENİNDEN EVİNE YENİ DÖNMÜŞTÜR.MASANIN ÜZERİNDEKİ BİLGİSAYARINDA YANLIŞLIKLA KENDİSİNE GELEN MAİLİ GÖRÜR.TAZİYE İÇİN ARKADAŞLARINDAN GELDİĞİNİ DÜŞÜNDÜĞÜ MAİLİ OKUYUNCA,OLDUĞU YERE YIĞILIP KALIR.ODAYA GİREN ANNESİ YERDE YATAN KIZINI VE EKRANDAKİ MESAJI GÖRÜR.
 
 
                KİME :  SEVGİLİ KARIMA
                KONU :YENİ ULAŞTIM
                TARİH :16 MAYIS 2004
                
 
BENDEN BU ŞEKİLDE HABER ALDIĞINA ÇOK ŞAŞIRACAĞINDAN EMİNİM.BURADA BİLGİSAYAR VAR VE SEVDİKLERİMİZE E-MAİL GÖNDEREBİLİYORUZ.  BURAYA HENÜZ YENİ ULAŞTIM VE KAYDIMI YAPTIRDIM. BURADA HERŞEY,YARIN SENİN DE BURAYA GELECEĞİN DÜŞÜNÜLEREK HAZIRLANIP PLANLANMIŞ.  SENİNLE BULUŞMAYI DÖRT GÖZLE BEKLİYORUM. UMARIM BENİM GİBİ RAHAT BİR YOLCULUK GEÇİRİRSİN.
 
 
                                                                           SENİ BEKLEYEN KOCAN


 

Pozitif bahçıvan!(Gönderen.fehmi gül)

Pozitif bahçıvan!
Memleketimizde iyimserler kötümserlere kızınca "Hiç mi pozitif bir şey yok bu memlekette birader" diye çıkışırlar. İşte size pozitif bir bahçıvan....
Seyahatten dönen ev sahibi havaalanından bahçıvanına telefon açmış, konuşuyorlar:
- Nasıl, her şey yolunda mı?
- Yolunda... Küreğin sapı kırıldı, şu anda onu tamir ediyordum.
- Neden kırıldı?
- Köpeğinize mezar kazarken zorlamışım, ondan kırıldı.
- Nee! Köpeğim mi öldü?
- Maalesef havuza düştü?
- Benim köpeğim çok iyi yüzerdi; havuzda nasıl ölür?
- Havuzun suyu boşalmıştı, atl! ayınca beto na çakıldı.
- Havuzu yeni doldurtmuştuk, neden boşalttınız?
- İtfaiyeciler evdeki yangını söndürürken ilave suya ihtiyaç duydular.
- Neee evde yangın mı çıktı?
- Evet efendim. Annenizin vefatı dolayısıyla taziyeye gelenlerden biri yanık sigara bırakmış.
- Annem mi öldü? Yahu kadın daha iki hafta önce sapasağlamdı?
- Haklısınız da... Yatak odanızda karınızla en yakın arkadaşınızı aynı yatakta görünce kalbine inmiş.
- Yahu hiç pozitif bir haber yok mu adam sende?
- Var efendim... Geçen gün siz AIDS testi yaptırmıştınız ya... Sonucu geldi…..
pozitif...



YUZYILIN FIKRASI ADAYI (Gönderen.fehmi gül )

Bir Amerikalı, bir İngiliz ve bir Iraklı kahvede oturmuş çay içiyorlar.

Amerikalı çayını bitirince bardağı havaya fırlatmış,

silahını cıkarıp bardağa ateş edip parçalamış:

'Bizde bardaklar o kadar ucuzdur ki biz

Amerika'da aynı bardakla iki kere çay içmeyiz'

İngiliz de bunun üzerine çayını bitirip bardağı havaya fırlatmış

ve ateş ederek bardagı parçalamış.

'Bizim İngiliz kumsallarında bardak yapacak cam için

o kadar çok kumsal vardır ki, aynı bardakla iki kere çay içmeyiz'

Bunun üzerine Iraklı da çayını bitirmiş, bardağı havaya fırlatmış,

İngiliz ve Amerikalı bardağa bakarken Iraklı,

silahını çekip Amerikalı ve İngilizi vurup öldürmuş...

'Bagdat'ta bu İngiliz ve Amerikalılardan o kadar çok var ki,

biz aynı adamlarla oturup iki kere çay içmeyiz...

 


Kablosuz (Wireless) iletişim sistemleri(Gönderen.Mustafa Gürdamar)

Rus fizikçiler yerin 100 metre altında bakır tel bulduklarını, bunun ise atalarının bundan 1.000 yıl öncesinde telefon şebekelerinin olduğunu kanıtladığını duyururlar.

Bu olaydan 1 hafta sonra Amerikan gazetelerinde ilginç bir manşet! Amerikan bilim adamlarının yerin 200 metre altında 2.000 yıl öncesine ait fiber-optik hatlar bulduklarını, bunun ise, Amerikan toplumunun Ruslardan 1000 yıl önce gelişmiş digital haberleşme sistemleri olduğunu söylerler.

Aradan Bir hafta geçmeden Trabzon, Araklı'da yerel TAKA gazetesinde yeni bir manşet;
''Trabzonlu bilim adamlarının yerin 500 metre altına kadar kazdıklarını ve hiçbir şey bulamadıklarını, bunun ise Atalarının 5000 yıl öncesinde Kablosuz (Wireless) iletişim sistemlerini kullandıklarını'' söylerler...!!!



Temel ve Tüp Geçit (Gönderen.Mustafa Gürdamar)


Mısır hükümeti Kızıldeniz`in altına tüp geçit yaptırmak için ihale
açar. İhaleye İngiltere`den, Amerika`dan, Japonya`dan birer firma ve
Türkiye`den de Temelin firması olmak üzere dört firma katılır.
Firmaları teker teker mülakata çağırırlar ve teknik bilgi isterler.
İngiliz Firması:
- Biz iki taraftan da eşzamanlı olarak tüneli kazmaya başlarız ve
denizin altında tam ortada buluşuruz.
Tüneller arasında maksimum 1 metre fark olur, 30 metre enindeki
tünelde de 1 metreyi rahatlıkla düzeltiriz. derler.
Amerikan Firması:
- Biz de iki taraftan kazmaya başlarız ve tam ortada buluşuruz.
Maksimum 50cm fark olur. derler.
Japon Firması:
- Biz iki taraftan kazmaya başlarız ve tam ortada buluşuruz.
Maksimum 20cm fark olur. derler.
Sıra bizim Temel`e gelir.
Temel:
- Ula biz de iki taraftan kazmaya başlarız.
Ortada buluştuuuk buluştuk, buluşamadık iki tüneliniz olur. der!!!


"Karacı mısın?"(Gönderen.Mustafa Gürdamar)

Temel askerligini yunan sınırında yapıyormuş.
Temel'in canı çok sıkılıyormuş.
Yunan'a bir ıslık çalmış elleriyle "Havacı mısın?" işareti yapmış,Yunan aldırmamış.
Bir ıslık çalmış elleriyle "Karacı mısın?" işareti yapmış, Yunan aldırmamış.
Bir ıslık daha çalmış "Denizci misin?" anlamında yüzme işareti yapmış, yunan aldırmamış.
Bir ıslık daha çalmış. El haraketi yaparak "Topçu musun?" demiş, yunan aldırmamış.
Bir ıslık daha çalmış "Gözcü müsün?" anlamında dürbün işareti yapmış, yunan aldırmamış.
Nöbetler degişmiş sıra yine Temel'le Yunan'a gelmiş.
Yunan'a hadi sınıra git demişler yunan da:
- "Ben oraya gitmem. Orada bir deli türk askeri var, bana hava kararınca yüzerek gelip sana bir koyacam gözlerin fırlayacak diyor
.



Bilinçli ol sakın cahil olma
(Gönderen.Harun ÖZ)

Adamın biri birgün oğlu ile eşeğini alarak yolculuğa çıkarlar. yolculukları biraz uzundur ki bir kaç komşu köyden geçmeleri gerekecektir. ikiside eşeğe binip yolculuk yaparken geçtikleri köyden adamın biri söylenir.
-yaa bu hayvana bu kadar eziyet edilirmi ayıptır günahtır..
diye bunun üzerine adam oğluna der ki oğlum yanlış yaptık ben yürüyeyim sen otur. sonra başka bir köyden geçerken bir kaç kişi bunları görür ve:
- ne saygısız bir çocuk bu babası yürüyor kendi eşeğin üzerinde..
diye söylenirler. babası oğluna tekrar der ki ,oğlum gene yanlış oldu bu sefer ben bineyim sen yürü..aradan zaman geçer yolda karşılaştıkları bir adam bu durumu görünce hemen der ki:
-sen nasıl babasın ki şu çocuğu yürütüp kendin eşeğin üzerinde gidersin..
sonra babası oğluna şöyle der.oğlum bu sefer ikimiz yürüyelim de kimse bir şey söylemesin..aradan zaman geçer köylünün biri bunları görür ve dalga geçer der ki: _vayy enayiler madem eşeğe binmeyecektiniz o zaman ne diye yanınıza aldınız.. gülerek oradan uzaklaşır, sonra babası oğluna der ki: _oğlum gene yanlış yaptık galiba. ve sonra adam eşeğin ön ayaklarından tutup omzuna yüklenir oğlu da arka ayaklarından yüklenip eşeği taşımaya başlarlar ve hemen ardından baba oğluna şöyle der: _oğlum, sen sen ol sünneti farzı iyi bil herşeyde bilinçli ol sakın cahil olma sonra bir bakarsın ki senin bineceğin eşeği sana bindirirler haberin olmaz.....


Onların hepsi şu anda cenazede (Gönderen.Sengül)

Adam biri maça gitmiş. Aldığı bilet tribünün en uzak köşesinde.
Yerine oturmuş birinci devreyi güç bela seyretmiş.
O arada ön tarafta tam ortada bir koltuğun boş olduğunu fark etmiş.
Devre arasında sıralar arasından geçip o boş yere ulaşmış. Yan koltuktaki
adama sormuş:
"Burası boş mu?"
"Boş, demiş adam..."
"Nasıl oluyor bu tıklım tıklım dolu stadda boş yer kalmış..."
"Orası benim eşimin, demiş adam, aylar önce bu maç için almıştık. Ama
eşim vefat etti..."
"Çok üzüldüm, demiş bizimki, ama dost ve akrabalarınızdan birine neden
vermediniz bileti?"
"Onların hepsi şu anda cenazede, demiş adam...



Metres (Gönderen.Mustafa .Gürdamar)

Kari koca bir barda oturuyorlar onlerindeki ickileri yudumlarken bardan iceri hos bir hatun girer. Bizimkilerin yanina yaklasip adama sarilarak yanagindan oper. Yanyndaki karisina aldirmadan: - Nasilsin hayatim, epey oldu gorusemedik.. Diyerek ileride bir masaya gidip oturur. Adamin karisi saskindir, dayanamayarak kocasina sorar. - Kim bu kadin? Adam sakin bir sesle yanitlar: - Metresim! Kadin yaniti duyunca cildirir: - Ne! Derhal bosaniyoruz! Sen ne serefsiz adammissin. Bir de utanmadan metresim diyorsun. Her sey bitti hemen bosaniyoruz! Adam gayet sakin siralamaya baslar: -Ne yani sevgilim Etiler'deki dubleksi, Akmerkez'deki daireyi, Bodrum'daki tripleksi, 24 metre yati, altindaki son model jeeple spor arabayi, butun bunlari birakip benden ayrilmak mi istiyorsun? Kadin sakinlesir ve cevresine bakmaya baslar. Biraz ileride bir cift dikkatini ceker, kocasina sorar: - Surada oturan bizim Suat degil mi? Kocasi yanitlar: - Evet - Peki yanindaki kim? Kocasi gayet sog*uk*kanli*:* * *- Metresi... Kadin bir duralar hemen arkasindan yapistirir: - Aaaa! Bizimkisi daha guzel valla!.

 


20 milyon (Gönderen.M.Gürdamar)

Bulgaristan'da Trafik polisi arabayi durdurmuş ve eğilip sormuş: Ehliyet ruhsat lütfen
-Tabi buyrun demiş şoför ve vermiş. Polis bakmış bi problem yok.
Pekii demiş. polis, çevre vergisi pulu?
-Burada, buyrun demiş adam.
-İlk yardım çantanız var mı? demiş polis.
-Tabii deyip bagaji acmış adam. Polis bakmış içinde eksik yok.
-Yangın söndürücü?-Burada buyrun.- -Zinçir?-Derhal çıkarayım buyrun.
Polis daha sonra tekrar sormuş,-Mezdeke kaseti var mi?
Şoför çok şaşırmış.-Evet var buyrun demis.
Polis: Tamam siz onu takın teybe ve sesini açın demiş ve
başlamış polis oryantal oynamaya. Şoförün şaşkınlığı daha da artmış ve
dayanamamış sormuş.-Hayrola memur bey?
Polis cevap vermiş:-Ee eşşek değilsin ya artık yapıştır bi 20 milyon...


"HAMSİNUN AZMANINA BİZDE DERLER BALİNA. KÖPEK PALUĞU DERUZ SUDA HAVLAYANUNA"
Fuat YAZGI


"Lütfen sütunlara dikkat edelim!"
(Gönderen.Leyla ÖZDEMİR)

Amerika'da ölen bir kadın için kilisede cenaze töreni düzenlenmişti.
Tören sonunda cenaze görevlileri tabutu taşırken, tabutun ön bölümünü
yanlışlıkla kilisedeki sütunlardan birine çarptılar.

Bu olaydan sonra tabuttan bır inilti sesi duyuldu. Tabut açıldı ve öldüğü
sanılan kadının yaşadığı anlaşıldı. Bir süre hastanede tedavi edilen
kadın
iyileşti ve bir 10 yıl daha yaşadı.

10 yıl sonra öldüğünde ise cenaze töreni yine aynı kilisede yapıldı.
Tören sonrası görevliler tabutu taşırken kilisedeki aynı sütunun önüne
geldiklerinde, ölen kadının kocası bağırdı :

"Lütfen sütunlara dikkat edelim!"



Kız, ben seni tanıyamadım.(Gönderen.Mustafa Gürdamar)


Kadının biri, 46 yaşındayken kalp krizi geçiriyor ve hastaneye kaldırılıyor. Ameliyat masasındayken, ölüme yakın, birden bir Hayal görüyor.

Azraili görüyor ve soruyor: "Benim saatim geldimi?"

Azrail cevap veriyor:

Hayır, senin daha 43 sene, 2 ay vede 8 günün var".

Narkozdan uyandığında, estetik yaptırmaya karar veriyor.Yüzünü gerdirttiriyor, dudaklarını doldurtturuyor vede Göğünslerini düzelttiriyor

Kısacası: "Yeniden doğmuş gibi" Daha uzun bir süre yaşıyacağını bildiği için şimdi, o kadar ameliyatın değdiğini düşünüyor ameliyattan sonra, hastaneden tamamen yeni bir insan gibi çıkıyor.

Tam karşıdan karşıya geçiyor ki, ambülans çarpıyor. Ölüyor. Cenette Azrail'e soruyor: "40 seneden daha fazla yaşıyacağımı

sanıyordum! Neden o zaman bana o ambülansın çarpmasını sağlayıp, Beni öldürttün?"

Azrail cevap veriyor: "Kız, ben seni tanıyamadım............



politika nedir (Gönderen.M.Gürdamar)

çocuk babasına sorar:
"baba politika nedir?"
baba şöyle der:
"bak oğlum, ben eve para getiriyorum, öyleyse ben kapitalistim. annen parayı yönetir, öyleyse o hükümettir. deden paranın doğru idare edilip edilmediğine dikkat eder, öyleyse o da sendikadır. hizmetçi kız ise işçi sınıfıdır. bizlerin ise tek hedefi vardır, senin rahatlığın. dolayısıyla sen de halksın. ve altında bezi ile yatan küçük kardeşin ise gelecektir. söyle bakalım anlayabildin mi?"

çocuk düşünür ve o gece babasının anlattıklarını düşüneceğini söyler.

gece yarısı çocuk uyanır. çünkü küçük kardeşi altını pisletmiştir ve ağlamaktadır. ne yapacağını bilemeyen çocuk anne ve babasının yatak odasına gider. annesi yalnız ve derin bir şekilde uyumaktadır, öyle ki onu uyandıramaz. hizmetçi kızın odasına gider. bakar ki babası hizmetçi kızla yatmaktadır. dedesi de pencereden gizlice onları izlemektedir. hepsi öyle meşguldürler ki çocuğun orada olduğunu farketmezler bile. çocuk hiçbir şey yapamadan yatağına geri döner.

ertesi sabah baba çocuğa kendince politikanın ne olduğunu anlatmasını ister. "evet" der çocuk, "kapitalizm işçi sınıfını kötüye kullanıyor...
sendika bunu seyrediyor...
bu arada hükümet uyuyor...
halk ise dikkate alınmıyor...
ve gelecek bokun içinde yatıyor!
politika budur!!!"



Benim abi benim, devam et...(Gönderen.Sevtap)

Temel'in eski bir BMC kamyonu vardır. Yolda giderken kırmızı ışık yanar ve frene basar. Kamyon durmaz önünde giden son
model BMW ye çarpar.
Temel hemen atlar şöföre yalvarır:
Aman abi affet sen zengin adamsın seni etkilemez ama ben ömür boyu çalışsam ödeyemem.
Adam bizim Temel'e acır ve affeder.
Yollarına devam ederler. İleride yine kırmızı ışık yanar.
Temel kamyonu yine durduramaz BMW yi hurdaya çevirir.
: Yine atlayıp yalvarmaya başlar
- Aman abi benim çocuklarım var affet. Zaten arabana
carpmıştım hasar biraz daha büyüdü sadece.
Adam: - Tamam gözüme görünme, bas git. der.
Yollarına devam ederler. Yine kırmızı ışık yanar. Temel BMW ye
yine gömer. Bu sefer kafasını camdan çıkarıp bağırır
Benim abi benim, devam et...





iki kere cay icmeyiz...(Gönderen.Ali SADIK)

Bir Amerikali, bir Ingiliz ve bir Irakli kahvede oturmus cay iciyorlar.

Amerikali cayini bitirince bardagi havaya firlatmis, silahini cikarip bardaga ates edip parcalamis:
- "Bizde bardaklar o kadar ucuzdur ki biz Amerika'da ayni bardakla iki kere cay icmeyiz"

Ingiliz de bunun üzerine cayini bitirip bardagi havaya firlatmis ve ates ederek bardagi parçalamis:
- "Bizim Ingiliz kumsallarinda bardak yapacak cam icin o kadar cok kumsal vardir ki, ayni bardakla iki kere Cay içmeyiz"

Bunun üzerine Irakli da çayini bitirmis, bardagi havaya firlatmis, silahini çekip Amerikali ve Ingilizi vurup oldürmüs:
-"Bagdat'ta bu Ingiliz ve Amerikalilardan o kadar cok var ki, biz ayni adamlarla oturup iki kere cay icmeyiz...



Brejnev Küba''da(Gönderen.KARTAL)


Brejnev, Küba''ya gelecekmiş. Kübalılar toplanmış, bir hoşluk yapacaklar. Ülkenin en iyi ressamına başvurmuşlar. Bir tablo yap. Adı "Brejnev Küba da" olsun diye.
Ressam:
" - Hadi oradan" demiş.
" - Ben adamı görmedim bile. Adam hayatında Küba''ya gelmedi. Şimdi ben nasıl "Brejnev Küba da" diye atmasyondan resim yaparım?"
Tesadüf bu ya. Bizim Temel, puro almaya Havana''ya gelmiş o sırada. Sıkıntıyı duymuş.
" - Ben size istediğiniz tabloyu yaparım. Bana bir sandık puro verirseniz" diye.
Vermişler.
Temel bir hafta sonra, Kübalılar''ı çağırmış.
" - İşte tablonuz" demiş. Tuvalin üzerini örten bezi hızla aşağı çekivermiş. Kübalılar da donuvermişler. Tabloda, yatakta iki kişi, al takke ver külah.
" - Bu ne?" diye gürlemiş Turizm Bakanı.
" - Bu ne?.. Bu kadın kim?.."
" - Brejnev''in karısı!" demiş, Temel.
" - Peki bu üstündeki adam kim?"
" - Brejnev''in uşağı!.."
" - Peki Brejnev nerde ulan!.."
" - Brejnev Küba''da" demiş Temel!


 

size niçin vereyim?"(Gönderen.SADIK)

Şehrin hayırsever vakfı çalışanları meşhur bir avukatın o güne de kendilerine hiçbir bağış yapmamış olduğunu fark ettiler.

Vakıf görevlisi ertesi gün avukatın yanındaydı ve bağış almak için ikna çalışmasına başlamıştı:

"-Araştırmalarımıza göre senelik geliriniz en az 500 bin dolar, ancak bugüne kadar hiç bir hayır işine bir kuruş bagışta bulunmamışsınız. O paranın bir kısmın bir şekilde topluma iade etmek istemez miydiniz?"
Avukat bir süre düşündü, sonra:
"-Önce, araştırmalarınız annemin uzun bir hastalıktan sonra ölmek üzere oldugunu ve hastane masraflarının onun yıllık gelirinin bir kaç kat üstünde oldugunu da gösterdi mi?"
Görevli utandı:
"-Şey, hayir."
"-Sonra, kardeşimin malul bir gazi, kör ve tekerlekli iskemleye mahkum olduğunu?"
Görevli utancından kıpkırmızı kesilmiş bir halde özür dilemeye çalışırken avukat onun sözünü kesti:
"-Ya da kizkardeşimin kocasının bir trafik kazasinda öldüğünü ve onu üç çocuğuyla beş parasız ortada kaldığını?"
Görevli yerin dibine geçmişti, sadece,
"-Hayiır, hiçbir bilgim yoktu ..." diye mırıldanabildi.
Avukat bir kez daha onun sözünü keserek devam etti:
"-Pekâlâ, ben onlara tek kuruş para vermezken size niçin vereyim?"


 

sarışın; (Gönderen.ESMERAY-AUS)

Sarışın yanmış iki kulağıyla doktora gider.
Doktor;
- ''Kulaklarına ne oldu''.
sarışın;
- ''Ütü yapıyordum ve telefon çaldı. Ben de telefon diye ütüyü koydum kulağıma''.
Doktor;
- ''Peki öteki kulağına ne oldu?''.
sarışın;
- ''Lanet olası tekrar aradı''...



-Bakan yüzme bilmiyor!
(Gönderen.Ali SADIK)

Bir ülkede bir bakan, kendisini gazetecilere hiç sevdirememişti.Ne yapsa makbule geçmiyor, basın hergün kendisiyle uğraşıyordu.Nihayet :

-Öyle bir şey yapayım ki,gazeteciler mat olsun, diye düşündü ve ilan etti :

-Pazar günü saat 10`da bakan denizin üzerinden yürüyerek geçeceğim.

Pazar sabahı saat 10`da tüm basın mensupları toplandılar orada.Bakan geldi ve elinde bastonuyla denizin üzerinde yürümeye başladı.Karşı kıyıya kadar da yürüdü geçti.Herkesin gözleri dehşetle açılmıştı.

Fakat ertesi günü tüm gazetelerde şu başlık okundu :

-Bakan yüzme bilmiyor!



14 milyon yahudi(Gönderen.Ali SADIK)
Hitler ve Stalin bir barda oturmaktadırlar. Bir adam içeri girer ve barmene bunlar Hitler ve Stalin değil mi diye sorar. Barmen "Evet, onlar" der.

Sonra adam onlara dogru yürür ve sorar:
"Selam, ne yapıyorsunuz?"
Hitler cevaplar:
"3. Dünya savaşını planlıyoruz."
Adam sorar. "Gerçekten mi? Neler olacak?"

Hitler: "Bu sefer 14 milyon yahudiyi ve bir bisiklet tamircisini öldüreceğiz" der.

Adam sorar: "Bir bisiklet tamircisi mi???!"

Hitler Stalin'e döner ve der ki:

"Gördün mü, sana kimsenin 14 milyon yahudiyi takmayacağını söylemiştim!"



Domuz öldü!
(Gönderen.UFUK)

George W. Bush şoförüyle bir kır gezisine çıkar. Arabayla giderken bir tavuğu ezerler. Meseleyi tavuğun sahibi olan çiftçiye kim anlatacak diye düşünürken Bush âlicenap bir tavırla şoförüne şöyle der:

"Bana bırak. Ben Dünya'nın en güçlü adamıyım. Çiftçi bana muhakkak anlayış gösterecektir." Bush çiftçinin evine girer ve bir dakika sonra da nefes nefese koşarak geri döner.
Göz morarmış, surat dagılmış haldedir. Şoförüne "Çabuk toz olalım burdan!" der.

Aksilik bu ya, arabayla daha 20 metre gitmeden bu defa da orada gezen bir domuzu ezerler. Bush korkulu gözlerle şoförüne bakar ve "Şimdi adama gidip söyleme sırası sende!" der.

Şoför çiftliğe gider. Bush da arabada bekler. 10 dakika, 20 dakika 30 dakika derken....Şoför bir saat sonra sarkı söyleyerek, gülerek, cepleri para dolu ve kolunda irice bir meyve sepeti ile geri gelir.

Bush şaşkın bir halde sorar: "Çiftçiye ne dedin ki bu kadar ikrama boğdu seni?" "Valla ben de anlamadım" der Şoför. "Ben ona sadece şöyle dedim:
Iyi günler. Ben George Bush'un şoförüyüm. Domuz öldü!




- Peki hangi otelde kalıyorlar?
(Gönderen.ERKAN S.K.M)

İsvicre Çin`e savaş ilan etmiş. Bir şekilde Çine kadar gelmişler. Haber Çin başbakanına geç ulaşmış.
- Başbakanım İsviçreliler saldırdı Pekine girdiler
- İsvicre de ne?