
ADAMIN BİRİ YENİ ULAŞTIĞI OTELE KAYDINI YAPTIRIR.ODASINA GİRDİĞİNDE MASADA BİR BİLGİSAYAR GÖRÜR VE KARISINA E-MAİL ATMAYA KARAR VERİR.FAKAT YAZDIĞI MESAJI FARKINDA OLMADAN YANLIŞ BİR ADRESE GÖNDERİR.TAM BU SIRADA FARKLI BİR ŞEHİRDE KADININ BİRİ KOCASININ CENAZE TÖRENİNDEN EVİNE YENİ DÖNMÜŞTÜR.MASANIN ÜZERİNDEKİ BİLGİSAYARINDA YANLIŞLIKLA KENDİSİNE GELEN MAİLİ GÖRÜR.TAZİYE İÇİN ARKADAŞLARINDAN GELDİĞİNİ DÜŞÜNDÜĞÜ MAİLİ OKUYUNCA,OLDUĞU YERE YIĞILIP KALIR.ODAYA GİREN ANNESİ YERDE YATAN KIZINI VE EKRANDAKİ MESAJI GÖRÜR. |
|---|
Pozitif bahçıvan!(Gönderen.fehmi gül) Pozitif bahçıvan! |
|---|
Bir Amerikalı, bir İngiliz ve bir Iraklı kahvede oturmuş çay içiyorlar. Amerikalı çayını bitirince bardağı havaya fırlatmış, silahını cıkarıp bardağa ateş edip parçalamış: 'Bizde bardaklar o kadar ucuzdur ki biz Amerika'da aynı bardakla iki kere çay içmeyiz' İngiliz de bunun üzerine çayını bitirip bardağı havaya fırlatmış ve ateş ederek bardagı parçalamış. 'Bizim İngiliz kumsallarında bardak yapacak cam için o kadar çok kumsal vardır ki, aynı bardakla iki kere çay içmeyiz' Bunun üzerine Iraklı da çayını bitirmiş, bardağı havaya fırlatmış, İngiliz ve Amerikalı bardağa bakarken Iraklı, silahını çekip Amerikalı ve İngilizi vurup öldürmuş... 'Bagdat'ta bu İngiliz ve Amerikalılardan o kadar çok var ki, biz aynı adamlarla oturup iki kere çay içmeyiz...
|
|---|
Kablosuz (Wireless) iletişim sistemleri(Gönderen.Mustafa Gürdamar) Rus fizikçiler yerin 100 metre altında bakır tel bulduklarını, bunun ise atalarının bundan 1.000 yıl öncesinde telefon şebekelerinin olduğunu kanıtladığını duyururlar. |
|---|
|
|---|
"Karacı mısın?"(Gönderen.Mustafa Gürdamar) Temel askerligini yunan sınırında yapıyormuş. |
|---|
Adamın biri birgün oğlu ile eşeğini alarak yolculuğa çıkarlar. yolculukları biraz uzundur ki bir kaç komşu köyden geçmeleri gerekecektir. ikiside eşeğe binip yolculuk yaparken geçtikleri köyden adamın biri söylenir. |
|---|
Onların hepsi şu anda cenazede (Gönderen.Sengül) Adam biri maça gitmiş. Aldığı bilet tribünün en uzak köşesinde. |
|---|
Kari koca bir barda oturuyorlar onlerindeki ickileri yudumlarken bardan iceri hos bir hatun girer. Bizimkilerin yanina yaklasip adama sarilarak yanagindan oper. Yanyndaki karisina aldirmadan: - Nasilsin hayatim, epey oldu gorusemedik.. Diyerek ileride bir masaya gidip oturur. Adamin karisi saskindir, dayanamayarak kocasina sorar. - Kim bu kadin? Adam sakin bir sesle yanitlar: - Metresim! Kadin yaniti duyunca cildirir: - Ne! Derhal bosaniyoruz! Sen ne serefsiz adammissin. Bir de utanmadan metresim diyorsun. Her sey bitti hemen bosaniyoruz! Adam gayet sakin siralamaya baslar: -Ne yani sevgilim Etiler'deki dubleksi, Akmerkez'deki daireyi, Bodrum'daki tripleksi, 24 metre yati, altindaki son model jeeple spor arabayi, butun bunlari birakip benden ayrilmak mi istiyorsun? Kadin sakinlesir ve cevresine bakmaya baslar. Biraz ileride bir cift dikkatini ceker, kocasina sorar: - Surada oturan bizim Suat degil mi? Kocasi yanitlar: - Evet - Peki yanindaki kim? Kocasi gayet sog*uk*kanli*:* * *- Metresi... Kadin bir duralar hemen arkasindan yapistirir: - Aaaa! Bizimkisi daha guzel valla!. |
|---|
Bulgaristan'da Trafik polisi arabayi durdurmuş ve eğilip sormuş: Ehliyet ruhsat lütfen |
|---|
| "HAMSİNUN AZMANINA BİZDE DERLER BALİNA. KÖPEK PALUĞU DERUZ SUDA HAVLAYANUNA" Fuat YAZGI |
|---|
Amerika'da ölen bir kadın için kilisede cenaze töreni düzenlenmişti. |
|---|
|
|---|
çocuk babasına sorar: çocuk düşünür ve o gece babasının anlattıklarını düşüneceğini söyler. gece yarısı çocuk uyanır. çünkü küçük kardeşi altını pisletmiştir ve ağlamaktadır. ne yapacağını bilemeyen çocuk anne ve babasının yatak odasına gider. annesi yalnız ve derin bir şekilde uyumaktadır, öyle ki onu uyandıramaz. hizmetçi kızın odasına gider. bakar ki babası hizmetçi kızla yatmaktadır. dedesi de pencereden gizlice onları izlemektedir. hepsi öyle meşguldürler ki çocuğun orada olduğunu farketmezler bile. çocuk hiçbir şey yapamadan yatağına geri döner. ertesi sabah baba çocuğa kendince politikanın ne olduğunu anlatmasını ister. "evet" der çocuk, "kapitalizm işçi sınıfını kötüye kullanıyor... |
|---|
Temel'in eski bir BMC kamyonu vardır. Yolda giderken kırmızı ışık yanar ve frene basar. Kamyon durmaz önünde giden son |
|---|
iki kere cay icmeyiz...(Gönderen.Ali SADIK) Bir Amerikali, bir Ingiliz ve bir Irakli kahvede oturmus cay iciyorlar. Amerikali cayini bitirince bardagi havaya firlatmis, silahini cikarip bardaga ates edip parcalamis: Ingiliz de bunun üzerine cayini bitirip bardagi havaya firlatmis ve ates ederek bardagi parçalamis: Bunun üzerine Irakli da çayini bitirmis, bardagi havaya firlatmis, silahini çekip Amerikali ve Ingilizi vurup oldürmüs: |
|---|
Brejnev Küba''da(Gönderen.KARTAL) Brejnev, Küba''ya gelecekmiş. Kübalılar toplanmış, bir hoşluk yapacaklar. Ülkenin en iyi ressamına başvurmuşlar. Bir tablo yap. Adı "Brejnev Küba da" olsun diye. Ressam: " - Hadi oradan" demiş. " - Ben adamı görmedim bile. Adam hayatında Küba''ya gelmedi. Şimdi ben nasıl "Brejnev Küba da" diye atmasyondan resim yaparım?" Tesadüf bu ya. Bizim Temel, puro almaya Havana''ya gelmiş o sırada. Sıkıntıyı duymuş. " - Ben size istediğiniz tabloyu yaparım. Bana bir sandık puro verirseniz" diye. Vermişler. Temel bir hafta sonra, Kübalılar''ı çağırmış. " - İşte tablonuz" demiş. Tuvalin üzerini örten bezi hızla aşağı çekivermiş. Kübalılar da donuvermişler. Tabloda, yatakta iki kişi, al takke ver külah. " - Bu ne?" diye gürlemiş Turizm Bakanı. " - Bu ne?.. Bu kadın kim?.." " - Brejnev''in karısı!" demiş, Temel. " - Peki bu üstündeki adam kim?" " - Brejnev''in uşağı!.." " - Peki Brejnev nerde ulan!.." " - Brejnev Küba''da" demiş Temel! |
|---|
size niçin vereyim?"(Gönderen.SADIK) Vakıf görevlisi ertesi gün avukatın yanındaydı ve bağış almak için ikna çalışmasına başlamıştı: "-Araştırmalarımıza göre senelik geliriniz en az 500 bin dolar, ancak bugüne kadar hiç bir hayır işine bir kuruş bagışta bulunmamışsınız. O paranın bir kısmın bir şekilde topluma iade etmek istemez miydiniz?" |
|---|
sarışın; (Gönderen.ESMERAY-AUS) |
|---|
Bir ülkede bir bakan, kendisini gazetecilere hiç sevdirememişti.Ne yapsa makbule geçmiyor, basın hergün kendisiyle uğraşıyordu.Nihayet : -Öyle bir şey yapayım ki,gazeteciler mat olsun, diye düşündü ve ilan etti : -Pazar günü saat 10`da bakan denizin üzerinden yürüyerek geçeceğim. Pazar sabahı saat 10`da tüm basın mensupları toplandılar orada.Bakan geldi ve elinde bastonuyla denizin üzerinde yürümeye başladı.Karşı kıyıya kadar da yürüdü geçti.Herkesin gözleri dehşetle açılmıştı. Fakat ertesi günü tüm gazetelerde şu başlık okundu : -Bakan yüzme bilmiyor! |
|---|
14 milyon yahudi(Gönderen.Ali SADIK) Hitler ve Stalin bir barda oturmaktadırlar. Bir adam içeri girer ve barmene bunlar Hitler ve Stalin değil mi diye sorar. Barmen "Evet, onlar" der. Sonra adam onlara dogru yürür ve sorar: Hitler: "Bu sefer 14 milyon yahudiyi ve bir bisiklet tamircisini öldüreceğiz" der. Adam sorar: "Bir bisiklet tamircisi mi???!" Hitler Stalin'e döner ve der ki: "Gördün mü, sana kimsenin 14 milyon yahudiyi takmayacağını söylemiştim!" |
|---|
George W. Bush şoförüyle bir kır gezisine çıkar. Arabayla giderken bir tavuğu ezerler. Meseleyi tavuğun sahibi olan çiftçiye kim anlatacak diye düşünürken Bush âlicenap bir tavırla şoförüne şöyle der: "Bana bırak. Ben Dünya'nın en güçlü adamıyım. Çiftçi bana muhakkak anlayış gösterecektir." Bush çiftçinin evine girer ve bir dakika sonra da nefes nefese koşarak geri döner. Aksilik bu ya, arabayla daha 20 metre gitmeden bu defa da orada gezen bir domuzu ezerler. Bush korkulu gözlerle şoförüne bakar ve "Şimdi adama gidip söyleme sırası sende!" der. Şoför çiftliğe gider. Bush da arabada bekler. 10 dakika, 20 dakika 30 dakika derken....Şoför bir saat sonra sarkı söyleyerek, gülerek, cepleri para dolu ve kolunda irice bir meyve sepeti ile geri gelir. Bush şaşkın bir halde sorar: "Çiftçiye ne dedin ki bu kadar ikrama boğdu seni?" "Valla ben de anlamadım" der Şoför. "Ben ona sadece şöyle dedim: |
|---|
İsvicre Çin`e savaş ilan etmiş. Bir şekilde Çine kadar gelmişler. Haber Çin başbakanına geç ulaşmış. |
|---|